07.03.2022

8 Mart 1857’de daha iyi çalışma koşulları için başlattıkları grev sonrasında meydana gelen olaylar yüzünden 129 kadın işçi Amerika’daki bir tekstil fabrikasında can verdi. 1910’da Danimarka’da düzenlenen Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda söz konusu kadın işçilerin anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasına karar verildi.

Türkiye 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ilk kez 1921 yılında ‘Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutladı. Uygulamaya giren pek çok sosyal politikaya rağmen, Türkiye’de yaşayan kadınların hala sosyal yaşam içinde karşı karşıya kaldıkları çok ciddi sorunlar söz konusu. Özellikle çalışan kadınların yaşadığı problemlerin, iş ve özel yaşam arasındaki dengenin kurulmasının zorluğundan işyerinde maruz kalınan ayrımcılığa kadar uzanan çeşitli alanlarda ortaya çıktığı görülüyor.

İş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi kurabilmek, tüm çalışanlar açısından büyük önem taşımakla birlikte, özellikle evli veya çocuk sahibi kadın çalışanlar bakımından kritik öneme sahip.  Türkiye’de erkek çalışanların yüzde 45’i, kadın çalışanların ise yüzde 31’i çok uzun saatler çalışıyor. Dolayısıyla, Türkiye işgücü piyasasındaki kadınlar iş ve yaşam dengesini yeterince kuramıyor. Bu durumda, evlendiğinde veya çocuk sahibi olduğunda çok sayıda kadın işi bırakıyor.

Çalışan kadınların iş-aile hayatı dengesini sağlayabilmeleri için evde bakım desteği, doğum izni düzenlemeleri, kreş desteği, sigorta prim destekleri, yarı zamanlı çalışma gibi uygulamaları ve teşvikleri hem kamuda hem özel sektörde de desteklenmelidir. Küçük çocuklarının bakım sorumlulukları nedeniyle istihdamdan uzaklaşma riski bulunan kadınların çocuk bakımı konusunda desteklenmeli ve iş hayatında kalmaları sağlanmalıdır.  

Kadınların iş gücüne katılımını desteklemek amacıyla çocukları 0-15 yaş arasında annelere kurs ve eğitim programları sıklıkla düzenlenerek üretime teşvik edilmesi gerekmektedir. Sosyal Güvenlik kapsamında olan kadınların Avrupa ülkelerine göre maalesef ülkemiz oldukça düşük durumdadır.   

Ülkemizde 2021 verilerine göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan kadınların oranı %87,7 oldu maalesef %12’si hala eğitim alamamış durumda. 2008-2020 yılları arasında, 25 ve daha yukarı yaşta olan ve en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların toplam nüfus içindeki oranının yıllar itibarıyla arttığı görülmektedir. Aynı araştırmada bulunan kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görülmektedir. Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; 2020 yılında, Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı %42,8 olup bu oran kadınlarda %26,3, erkeklerde ise %59,8 oldu.

Hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarına göre; eğitim durumuna göre işgücüne katılım oranı incelendiğinde; 2020 yılında kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görülmektedir.

Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı %12,4, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılım oranı %24,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %29,9, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %37,0 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %65,6 oldu.  Bu araştırmalar ışığında Eğitim arttıkça istihdama katkı oranı da yükselmektedir.  

Gelecekte, Türkiye’de çalışan kadınların iş ve özel yaşamları arasındaki dengeyi kurabildikleri, ev ve çocuk bakımını tek başına yüklenmedikleri ve eşit şartlarda yarışabildikleri günleri de kutlayabilmek dileğiyle...

Kadınlar günü kutlu olsun!

Vedat Böke

Türkiye Oleyis Sendikası Genel Başkanı